Ocak-Şubat Sayi 112 
Ziyaretçi sayısı  
Taydergisi Sayaç
 
Ana Sayfa || Yayınlarımız || Ziyaretçi Defteri || Şiir Defteri Üye girişi yapmanızı isteyecek  
 
 
Karikatür 
     
kose2
TAY
kose1
 
Kültür-Sanat-Çevre Dergisi
 
 
 
 
ISSN 1303 - 1301
 
 
 
 
Sahibi : Karabük Kültür ve
 
 
Sanat Derneği Adına
 
 
Başkan Halil Nihat Yıldız
 
 
 
 
Yazı İşleri Müdürü :
 
 
Gülderen Canyurt
 
 
 
 
YAYIN KURULU
 
 
İsmail Arslan
 
 
Hüseyin Özmen
 
 
 
 
YAZIŞMA ADRESİ
 
 
P.K. 10 78100/KARABÜK
 
 
 
 
Dergi Dizgi ve Düzeni:
 
 
Hüseyin Özmen
 
     
 
Kapak Tasarım:
 
 
 
 
Baskı :
 
 
GÜRLER Matbaacılık
 
 
 
 
Posta Çeki: H. Nihat Yıldız 774074
 
 
Banka Hesap No:
 
 
T.C. İş Bankası Karabuk Ş.
 
 
0642826
 
 
 
 
Tel & Fax: 0370 4154584
 
 
hnihatyildiz@taydergisi.com
 
 
taydergisi@mynet.com
 
 
hnihatyildiz@mynet.com
 
     
 
Sevin TAY'ı
 
 
Korkmayın tepmez!
 
 
İbrahim Yıldız
 
 
 
kose3
kose4
 

spacer Bu Sayıda spacer
Konu başlığı Yazar
Sayı
YILDIZ "DAMLADIKÇA"  HÜSEYİN ÖZMEN 
Ocak-Şubat Sayi 112 
GÖÇMEN KUŞLAR  TANER CANYURT 
Ocak-Şubat Sayi 112 
MİYOM YA DA GÖVDE BİLİMİ ACININ  SITKI SALİH GÖR 
Ocak-Şubat Sayi 112 
ŞİİR: ŞAİRİNE DER Kİ!..  NEDİME KÖŞGEROĞLU 
Ocak-Şubat Sayi 112 
ÖLÜMDEN ÖTE  İSMAİL ARSLAN 
Ocak-Şubat Sayi 112 
DOSTLAR  AZİZ KEMÂL HIZIROĞLU 
Ocak-Şubat Sayi 112 
İNSAN NERESİ  HASAN AKARSU 
Ocak-Şubat Sayi 112 
KİM BİLİR  SEVGİ DÜZGÜN ALTUN 
Ocak-Şubat Sayi 112 
MAVİYE ÖZLEM  EZGİ TERZİOĞLU 
Ocak-Şubat Sayi 112 
BİR SEVGİNİN PERŞEMBESİ  BETÜL BOZKURT KURTAY 
Ocak-Şubat Sayi 112 
BU KAÇINCI KIŞ GELECEKSE  YETKİN ARÖZ 
Ocak-Şubat Sayi 112 
SEL İÇİNDE  DEMET DUYUNER DOĞAN 
Ocak-Şubat Sayi 112 
SEN GİDİNCE  NURSEN ÖZDOĞAN KURBAN 
Ocak-Şubat Sayi 112 
İKİZ SU- MEVERAÜNNEHİR  EVİN OKÇUOĞLU 
Ocak-Şubat Sayi 112 
ANADULU'YUM BEN  MEHMET AYDIN 
Ocak-Şubat Sayi 112 
DÜNYA EDEBİYATINDA TÜRKİYE VE (La- Edri)  LEVENT SEÇER 
Ocak-Şubat Sayi 112 
BEN Kİ BİR ZÜHRE'YİM  FATMA ARAS 
Ocak-Şubat Sayi 112 
YAŞAMAK ÜSTÜNE  RAHİM GÜR 
Ocak-Şubat Sayi 112 
RETROGRAD  EROL BÖREKÇİ 
Ocak-Şubat Sayi 112 
EV VE HÜZÜN   SELÇUK ERAT 
Ocak-Şubat Sayi 112 
UÇURTMA  SEDAT UMRAN 
Ocak-Şubat Sayi 112 
HÜZÜNLÜ BESTEM/HASRETE YOLCUYUM  MAZHAR ALPHAN 
Ocak-Şubat Sayi 112 
BENDEKİ SEN  RAKİYE KARAKURLUK 
Ocak-Şubat Sayi 112 
2009'da EDEBİYAT  MEHMET ÖZÇATALOĞLU 
Ocak-Şubat Sayi 112 
AŞKI YOK ETMİŞLER  DUYGU KIYMET 
Ocak-Şubat Sayi 112 
AYNI BAHÇEDE YAŞIYORU  YAĞMUR ÇAKICI 
Ocak-Şubat Sayi 112 
SANA VE BANA MERHABA  HÜSNİYE SAKAR 
Ocak-Şubat Sayi 112 
MİNNOŞ  GÜN ALTAY 
Ocak-Şubat Sayi 112 
BARİ  BURHAN MENDİ 
Ocak-Şubat Sayi 112 
PAŞA PINARI'ndan DÖRTLEMELER
KÜÇÜK MESAFELER / ŞOSE
 
ABDÜLKADİR GÜLER- FAZIL BAYRAKTAR 
Ocak-Şubat Sayi 112 

Ocak-Şubat Sayi 112 

 

İBRAHİM YILDIZ

KİMBİLİR KİME MEKTUPLAR…

*
Kimbilir… Neden içimden gelen bir ses ‘bırak artık’ diye feryat ediyor?
Düşünüyorum… ?ki yıldan beri yazıyorum diye dudaklarımda bir söylenti birikiyor. Ne ki kalemim işlemiyor bir türlü. “Kimbilir Kime Mektuplar” adını verdiğim bu yazının anlamı umudumu mu kırdı acaba?
“Kimbilir Kime Mektuplar”; bu yazıya neden başladım, niçin bu adı verdim bu yazıya diyorum. Yanıtlamak kolay ama yanaşmıyorum buna…
Bir gün ömür kapısı tak dedi mi işler tamam. Yarım yaşantılar, masmavi yahut kupkuru anılar “kimbilir kime mektuplar”da kalacak. Kimbilir kimler okuyacak bu yazıyı ondan. .. Belki güzel bir kız okur. ‘Yazık’ der, ‘hiç yaşamamış bu adam’… ‘sevmemiş’… ‘bir yuva kuramamış’… ‘Dışarlarda gezdi miyki… denize girdi miyki… sokaklarda dolaştı mıyki… ne yapardı, nasıl yaşardı acaba…’ diye de düşünür…
Öyle ya! Darmadağın bir kitaplıkta bulunmuş yüzlerce sayfa tutan bir yazı… Sonra bir başka dosyada bir o kadar şiir…
Çok eskiden bir şiir yazmıştım, adı “olumsuz yeni”. Çok değil, iki mısra… Şuraya alıversem olmaz mı? Olmaz deseniz de boşuna, söz hakkı yaşayanlar içindir bizim Acunda…
Babam yeniden evlenmeli
Anam yeniden doğurmalı beni…
?lk yazdığım zaman uzundu bir şiir… Onda altısını attım sonradan… Salâh Birsel, yazdıklarınızın onda dokuzunu atın diye öğütlüyordu ama belki de benim ki doğru…
“Olumsuz Yeni” şiirimi belki de yalanlayacaksın sen doğmadık okuyucu… Daha doğrusu, ‘kimbilir kim’!..
30 Temmuz 1958

*
Çayımı ve sigaramı içmeliyim. ?nsanlara bakıp bakıp yaşadığıma, yaşadıklarına sevinmeliyim. Kahvenin artık bana ait masasında oturuyorum. Kalemler, defterler, dergiler, kitaplar önümde. ?htiyar garson çayımı getirdi. Ben Bafra’yı ve çakmağı koydum masaya…
Oyun oynayan, çay içen, yalnız başına oturup düşünen, gazete okuyan 5-10 kişi bana bakıyorlar. Bilenler gülerek selam veriyor, bilmeyenler meraklı gözlerle beni izliyor. Ben bu insanların hepsini seviyorum. Seven, sevilen insanlar; yazgılarına inanan, inanmayan insanlar. Acı tatlı, aç açık, kör topal, mutlu mutsuz yaşamını sürdüren insanlar ve bu insanların umutlu umutsuz bakışları gözlerimin önünde, gizlerine sığınarak, yükseliyorlar.
Yaşamın tadı nasıl bir tattır ki, hiçbiri ölümü istemiyorlar. Oysaki ölüm kimileri için belki de bir kurtuluştur. Yaşamı, insanları çok seven biri olarak, benim ağzımdan böyle bir sözcük çıkması belki de ayıpların en ayıbı, günahların en günahı, kusurların en kusuru olur. “İnsan olduğum nerden belli olacak?” sözcüğü cankurtaran simidi gibi yardımıma koşuyor:
“İnsan olduğum nerden belli olacak?”
(insan olduğum)
28 Kasım 1985
Saat: 10.45





%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%



HALİL NİHAT YILDIZ

MERHABA BABA;

Sana en son mektubu yazışımın üzerinden bir yıl geçti, farkına varmadık. Bu süreçte pek boş da durmadık, adına bir yazınevi oluşturduk. (Dostların kitaplar bağışlayıp, senin boşluğunu doldurmaya çalışıyorlar.) İçinde kütüphanesi de bulunan bu mekân o denli güzel ve şirin oldu ama pek uğrayanı yok şimdilerde. Bir gün insanlar okuma ihtiyaçlarının da farkına varacaklar elbet. Sadece maç, hepsini avutmaya yetmeyecek.
Daha önceki yıllarda seninle söyleşip durdum. Bunları bugün 112. sayısına ulaştığımız TAY’da da yayınladım. Zaman içinde ilk ve son bölümünü seninle tekrar paylaşmam gerekiyor. Bu paylaşım belki de özür dileme olacak. Bize öğrettiğin insanı sevme ve insanı insan olduğu, insan gibi doğduğu için sevme inancına yenik düştüğümüz anlar oldu. ?nanıyorum seninle yazışıp dertleşmek güzel hâlâ…

SÖYLEŞİ:

I :

Babama mektubu okurken Kademoğlu’na
birikiverdi gözucumda bir damla yaş
- Ne yapıyorsun?
- Mektup yazıyorum
- Okuyor musun?
- Eehh…
- Olmaz okumayınca
Olmaz olmaz
- Kendi yazdıklarını bile
Okumuyor kimi insanlar
Sana mektubu okuduklarımdan
Öğrenecek değilim ya!…
- O insanlar çağının tanıklığını yapamazlar ki:
…………………..
…………………..
Okuyan insanlar artar
Karanlık söner bir gün…

/……………/
/……………/


X :

- Benim için hiç kimseye borçlu kalma
Ben:
“borç ak onurumun kara lekesi” dedim hep
Bir şey yapan
Kendisi için yapsın
Sanat için yapsın
- Öyle oluyor zaten
Senin için yapılan her şey
Beni biraz sevindiriyor / sana faydası yok belki
Yapanı onurlandırıyor…
Kartur kütüphane açtı
Kitaplarınla
Ahmet Akgün’se
‘İBRAHİM YILDIZ SERGİ SALONU’ dedi
OFİS-K’nın bir bölümüne
Bir şeyler yapıp mutlanmaya çalışıyoruz işte
Boş durmakla olmaz ki…

Bu söyleşiye buradaki güzellikleri anlatarak devam edebilmek için neler vermezdim ki; ne yazık bu güzelliklerle devam edemedi yaşam. Yine mi merakta bıraktım seni? Merak etme buralar hiç değişmedi, aynı aymazlığın içinde yüzüyoruz. Sahiplenme ve insanlık ölçüsünün kriterleri hâlâ cüzdanın büyüklüğü: Hak da orada, haklı olmak da, gerisi boş.
Biz Tay’a devam ediyoruz. Karabük hâlâ üzerine ölü toprağı serpilmişçesine umarsız. Senin ve kalemdaşların’ın isimleri ile onurlandırdık eski Balık Pazarı’nın köşesini. Kitaplarınla kütüphane açtı Kartur dedim de sevindirdim ya seni yıllar önce, bugün adına açılan kütüphane çok güzel diyemeyeceğim. Kitaplarını yok etti Karabük Ticaret ve Sanayi Odası. Para galip geldi, bir özür ziyaretine bile gelmediler. Sağır sultan bile duydu. Birkaç kişi dışında hiç kimse ayıp ettiniz diyemedi köşesinde.
Devam ediyor yaşam para para para…
Bu olayda ödünç sırt kaşıyan kim varsa, sorumsuzluklarını Allah’a havale ediyorum. Bu tek yapabildiğim…
Bütün dostlarının selamı var. Selam söyle tüm dostlara, hoşça kal…

 
   
 
 

 

 
 

Ön Kapak 

Arka Kapak
 
 
 
©2007 TAY Dergisi - Karabük
 
Generated with CodeCharge Studio.